Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkeklere biyolojik özelliklerinden bağımsız olarak toplum tarafından yüklenen roller, sorumluluklar ve beklentiler bütünü olarak tanımlanabilir. Günümüzde bu roller yalnızca aile, okul ve çevre aracılığıyla değil, sosyal medya platformları aracılığıyla da öğrenilmekte ve yeniden üretilmektedir. Instagram ve YouTube gibi platformlar, bireylerin günlük yaşamlarını paylaştıkları alanlar olmanın ötesinde, toplumsal cinsiyet normlarının görünür hâle geldiği önemli sosyal alanlardır. İncelenen içeriklerde erkeklerin daha çok başarı, güç, rekabet, liderlik ve otorite ile ilişkilendirildiği; kadınların ise güzellik, bakım verme, çocuk yetiştirme ve ev işleri gibi alanlarla özdeşleştirildiği görülmektedir. Bu durum, toplumsal cinsiyet stereotiplerinin dijital ortamda da devam ettiğini göstermektedir. Özellikle ev içi emeğin kadınların doğal sorumluluğu olarak sunulması, bakım emeğinin görünmezleşmesine ve eşitsiz iş bölümünün normalleştirilmesine katkı sağlamaktadır. Sunumda dikkat çeken bir diğer nokta ise çifte standart kavramıdır. Aynı davranışın kadın ve erkek için farklı şekillerde değerlendirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin önemli göstergelerinden biridir. Ebeveynlik örneklerinde babaların çocuk bakımına katılımı olağanüstü ve takdire değer bir davranış olarak sunulurken, annelerin aynı davranışları görev olarak kabul edilmektedir. Benzer şekilde kadınların ekonomik olarak daha başarılı olması bazı içeriklerde erkek otoritesine yönelik bir tehdit olarak gösterilmektedir. Bu durum, toplumsal cinsiyet rollerinin bireylerin yaşam tercihlerini ve toplumsal konumlarını nasıl etkilediğini ortaya koymaktadır.